3/1/2008 - Aerojel
Aerojel ilk defa Stefan Kistler tarafından 1931 yılında Charles Learned ile tutuştuğu iddia sonucu meydana getirilmiştir. İlk oluşturulan silica gel idi. Karbon aerojeller 1990'lı yılların başlarında ilk defa oluşturuldu. Aerojeller son yıllarda çok önem kazanmış ve birçok alanda kullanıma girmiştir. Aerojellerin milyonlarca ufak delikten oluşan yüzeyi, süngeri andırır. %99.8'i havadan oluşmaktadır ve çok iyi yalıtkandırlar.En gelişmiş fiber-glas yalıtım malzemesinden 39 kat daha fazla yalıtım kabiliyetine sahiptir.Ayrıca çok dayanıklı bir yapısı vardır.Duman gibi görüntü verdikleri için "Donmuş duman" veya "mavi duman" diye de adlandırılırlar. Aerojeller, bir başka silika (kum) esaslı madde olan camla kıyaslandığında 1000 kat daha az yoğunluğa ve delikli bir yapıya sahiptir. Büyüklüğü milimetrenin milyarda biri kadar olan delikler, bir ağ gibi malzemenin içini kuşatır ve deliklerin etrafı da başka bir malzeme ile kaplıdır. Aerojel, bilinen köpüklerden ve diğer yalıtım maddelerinden çok daha üstün özelliklere sahiptir. Öyle ki, oksijen kaynağıyla direkt verilen ateşi bile yalıtabilmektedir.

Kurşunu Bile Durduran Güç
Aerojellerin kinetik enerjiyi emen yapısı, bu maddenin, önümüzdeki yıllarda güvenlik ve yalıtım alanlarında kullanılacağına dair güçlü sinyaller vermektedir. Geleceğin arabalarında, kazaların etkilerini önleyici aerojelleri görmek şaşırtıcı olmayacaktır. Yakın bir gelecekte, diz üstü bilgisayarlar ya da elektronik uçak kontrol mekanizmaları gibi değerli malzemelerin yapımında aerojeller önemli yer tutacaktır. Bugün pek çok bilim adamı, doğadaki muhteşem yapının farkına varmış ve bu tasarımları rehber edinmiştir. Bu sayede, bundan 50 yıl önce ancak bilim kurgu filmlerinde görülebilecek malzemeler, bugün günlük yaşamda yerlerini almaktadırlar.
******>


2 gramlık aerogel blok 2500 gramlık ağırlığı taşıyabiliyor.


Metalleri bile eritebilecek ateş kaynaklarına karşı yalıtıcı olarak kullanılabiliyor. Düşük sıcaklıklara karşı da yalıtıcı özelliği ve ışık geçirgenliği var.
Kaynaklar :
www.eskikent.net
http://tr.wikipedia.org/wiki/Aerojel http://www.zamazing.org/yazi/dunyanin-en-hafif-katisi-aerogel
http://en.wikipedia.org/wiki/Aerogel
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
29/12/2007 - Türk-Bilimden haberler
|
|
Dev göktaşı hızla yaklaşıyor
Mars'a çarpmazsa hedefteki gezegen Dünya.
Nasa, yaklaşık 1 ay sonra dev bir gök taşının çok yüksek bir ihtimalle Mars'a çarpacağını açıkladı. Çarpmanın etkisiyle kilometrelerce büyüklükte bir krater oluşacak. Mars'a çarpmazsa hedefteki gezegen Dünya.
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) uzmanları, Ocak ayının sonunda Mars gezegenine bir asteroidin çarpabileceğini düşünüyor. NASA'nın gök cisimlerini inceleyen özel birimi NEOP, söz konusu asteroidin yörüngesinin önceden kestirilmesinin zor olduğunu, bununla birlikte 75'de bir ihtimalle 30 Ocak'ta kızıl gezegene çarpabileceğini ve Mars yüzeyinde çarpmanın etkisiyle bir kilometre çapında krater oluşabileceğini açıkladı.
Asteroidin Mars'a çarpmaması halinde ise Dünya'nın yakınından geçebileceği belirtilen açıklamada, asteroidin Dünya için tehlike yaratıp yaratmayacağının henüz söylenemeyeceği kaydedildi.
2007 WD5 adı verilen ve Kasım ayında keşfedilen asteroid 50 metre çapında. Çarpması halinde, 1908'de Sibirya'da parçalanan gök cismi Tunguska'nın yarattığı etkiye benzer bir etki yapabileceği düşünülüyor. Tunguska olayında, 15 megatonluk bir nükleer bombanın yaratacağı gücü ortaya çıkaran çarpmanın etkisiyle 2 bin 150 kilometre karelik bir alanda 80 milyon ağaç tahrip olmuştu.
Hızı saatte 13 kilometreye yakın olan asteroid şu anda Mars yolunda ilerliyor. İlk başlarda Mars'a çarpma ihtimali 350'de birken, yeni gelen bilgiler ışığında bu ihtimalin arttığı ve önümüzdeki ay daha da artabileceği belirtiliyor. |
|
|
Türk Öğrenciden Süper Mercek!
Bilkent Üniversitesi doktora öğrencisi Koray Aydın, ''yüksek çözünürlüklü süper mercek'' geliştirtirdi.
Bilkent Üniversitesi doktora öğrencisi Koray Aydın, literatürdeki örnekleri arasında en iyisi olarak gösterilen ''yüksek çözünürlüklü süper mercek'geliştirdi
Metamalzemelerle geliştirilen süper merceklerin optik dalga boylarında kullanılmasıyla, gözle görülemeyen molekül ve virüsler mikroskoplar altında incelenebilir hale gelecek. Nanoteknoloji temelli metamalzemeler sayesinde pozitif optiğin sınırları aşılacak ve farklı dalga boylarında da üstün özelliklere sahip süper mercekler yapılacak.
Süper merceklerin üstün çözünürlüğü sayesinde nano boyutlarda elektronik entegre devreler de üretilebilecek.Yeni teknolojinin özellikle askeri uygulamalar ve tıp teknolojisinde önemli gelişmeler yaratması bekleniyor.
Nanoteknoloji çalışmalarıyla ilgili bilgi veren Bilkent Üniversitesi doktora öğrencisi Aydın, fizik bölümündeki eğitimine başladığı ilk yıllarda yanlış bölümü seçtiğini düşündüğünden derslerine önem vermediğini anlattı. Aydın, Prof. Ekmel Özbay ile çalışmaya başladığından itibaren de dünyada çok az araştırmacının üzerinde çalıştığını, ancak geleceğin bilimi olarak adlandırılan nanoteknoloji alanında pek çok çalışma yürüttüğünü kaydetti. |
|
|
Duvarın Arkasını Gösteren Cihaz
İTÜ'lü bir grup bilim adamının geliştirdiği tomografi cihazı, Süpermen'in gözü gibi
İTÜ’lü bir grup bilim adamının geliştirdiği tomografi cihazı, Süpermen’in gözü gibi: Betonun içinde, toprağın altında sır kalmayacak. Elektromanyetik dalgalarla, plastik mayın, maden, petrol rezervi ya da binalardaki kolon tahribatı kolayca görüntülenebilecek.
GÜVENLİK ve tıp alanında yeni ufuklar açaçak buluşun başında, 32 yaşında profesör olan, İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi Elektrik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi, Prof. Dr. İbrahim Akduman var. 44 yaşındaki Akduman, tomografinin dünyada önemli bir araştırma alanı olarak ortaya çıktığını, bu konuda çalışan önemli gruplardan birinin de kendilerinin olduğunu söylüyor. Tomografinin genelde tıbbi alanda kullanımının bilindiğini söyleyen Akduman, "Ancak asıl çalışma alanı gömülü cisimlerdir. Biz yerin altında ne varsa bilgisayar ekranında görmek istiyoruz" diyor.
X’RAY’DEN KESKİN
Yaptıkları çalışmayı güvenlikte kullanılan x-ray cihazlarıyla kıyaslayan Akduman, orada da her şeyin görülemediğini, yalnızca x ışınlarının kuvvetine göre tahminlerde bulunulduğunu söylüyor. "X ışını, gelir delip geçer. Örneğin kemikten geçerken çok zayıflar, kas yapısından geçerken daha az zayıflar. Bu nedenle bombanın materyaline bağlı olarak geçirilme imkanı da var. Örneğin plastik, içinde çok metalik objeler taşımıyordur. X ışınları içinden kolayca geçiyordur. Bizim yaptığımız çalışmada ise maddeler tümüyle görüleceği için böyle bir ihtimal yok" diye konuşuyor.
Cihazıyla Süpermen gibi görecek
Çizgiroman kahramanı Süpermen’in x ışınlarıyla gören gözleri önündeki katı maddeleri delip geçiyor, duvarların, ağaçların, metal plakaların arkasını görüyor. Prof. Akduman, benzer çalışmasını İTÜ Elektrik Elektronik Fakültesi Elektrik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü’ndeki laboratuvarda sürdürüyor. |
Kaynak:http://www.turk-bilim.com/
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/11/2007 - Beyin Müzesi

Memeli hayvanların beyinlerini toplamakla ilgilenirmisiniz.Dünya'nın en büyük memeli hayvan beyni müzesini görmek isterseniz aşağıdaki linke tıklayın.İnsan'ın da dahil olduğu yaklaşık 100 memeli hayvanın beyinlerini bu sitede görebilirsiniz.Özellikle beyin araştırmalrı yapanlar için mükemmel bir site.İlginç bulacaksınız.
Beyin müzesi
Beyin bölümleri

|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/11/2007 - Yüksek IQ'lü insanlar
YÜKSEK IQ

Sir Isaac Newton veStephen Hawking yüksek IQ lü olduğunu tahmin edebilirsiniz.Fakat aşağıda linke girdiğinizde birçok süprizle karşılacaksınız.IQ'nun tarihçesini ve yüksek IQ (Intelligence Quotient) lu insanların listesini bulabilirsiniz
Bu arada sitedeki IQ testini çözmenizi öneririm.
Çok beğendim.
. Link ~via the Presurfer
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
7/11/2007 - 7 Sualtı Harikası
7 Sualtı Harikası
İnsanlık tarihinde göller,denizler ve okyanuslarda bulunan batık kentlerle ilgili değişik söylentiler olmuştur.Bu batıklar tarih boyunca depremler,tsunamiler ve diğer felaketlerle yok olmuşlardır.Bunların bazıları yeniden keşiflerle günyüzüne çıkartılmışlardır.Yenilikçi teknolojilerin bu keşiflerde büyük payları vardır.Bilimadamları bu yeni keşiflerle insanlık tarihinde gizli kalan bir çok soruyu yanıtlama şansına erişmişlerdir.
Alexandria, Mısır: Alexandria sahilinin sonunda Büyük Alexander şehri bulunur.Kraliçe Kleopatranın paralarının bu yıkıntılar arasında olduğuna inanılır.1500 yıl önce meydana gelen büyük bir depremin Kleopatra'nın sarayını ve bütün eşyalarını denizin altına alıp götürmüştür. The city of Alexandria'nın sualtı planlarında bu hazineleri aramaya başlayabilirsiniz.
Ufak bir sualtı gezisi
Cambay koyu, Hindistan: Birkaç yıl önce 9500 yıllık bir şehrin kalıntıları keşfedildi.Bu kalıntılar bir kültürün mimarlığı ve insanları hakkında bilgi verecektir.Bu kalıntılarda bulunanlar tarihçilerin yeniden düşünmeleri için çok önemli bir keşifti. Bu keşif Altın şehirdi.Yani Dwarka .Bu Hindu Tanrı Krishna'nın şehriydi.
Kwan Phayao, Tayland: Kendi kendine bulunan 500 yıllık Thai tapınağı Phayao gölünün dibinde bulundu.Bu tapınak tekrar restore edilmiş.Ancak bu restorasyon sırasında balıkların yaşam alanlarına hiç dokunulmamış ve 1 milyar dolar harcanmış.(İnanılmaz,geri kalmış olmak kaçınılmaz gözüküyor)
Yonaguni-Jima, Japonya: 20 yıl önce bir tur rehberi dalgıç tarafından keşfedilmiş.Piramitlerin gizemleri bu keşif sonunda bazı ihtilaflara yol açmış.Bu keşifte bulunan strüktürler eski kültürlerin keşfedilmesinde yeni araçların kullanılmasına olanak tanımış.
Havana, Küba: Bilimadamları takımı Küba'da Yucatan kanalının yanında büyük bir kalıntı keşfettiler.Okyanus sahilinde bir mil uzunluğunda sıkıştırılmış şehir kalıntıları kanıtları bulundu.Bazı inanışlara göre bu bilinen en eski Amerikan kültürü kalıntılarıydı.Bu konuda elimizde sadece bilgisayar modelleri bulunuyor.
Kuzey denizi, Avrupa: Kuzey denizinin altında kayıp doğal peyzajlar bulundu.10,000 yıl önce avcı insanlar tarafından işgal edilen bu alan'ın dijital haritaları çıkartılmış.Bilimadamlarının teorilerine göre inanılmaz kalitede düzenlenmiş bu peyzaj alanlarının Avrupaya yayılan sivil hayatın ilk işaretleri olduğunu düşünüyorlar.
Atlantis, Antartika ?Yüz yıl önce bir müze kuraotörü İstanbulda dikkate değer bir keşifte bulunmuştu. Ceylan derisine yapılmış bir haritayı incelerken bugünkü Antartikanın işaretlendiğini keşfetmişti.Bu harita inanılmaz bir şekilde Antartikada Atlantis kıtasının varlığına dair bir takım kanıtlar içeriyordu.Başka bir keşifte ise (sonar teknolojisi kullanılmış)Atlantis'in Akdenizde olduğunu işaretleyen bir takım bulgular ortaya çıkmış. Kaynak:-Web Urbanist
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/7/2007 - Yıldızları hemen tanıyın

The SkyScout elde taşınan bir GPS.Gökyüzündeki yıldız yada gezegenleri ekrana alıp noktalıyorsunuz.Alet size neye baktığınızı ve ölçümlerini bildiriyor.Muhteşem birşey.Astronomi gittikçe kolaylaşıyor.:)
Link -via Geek Alerts
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20/7/2007 - Periyodik tablo

Kullanışlı bir link.Artık ihtiyacınız yokmuş gibi gözükebilir.Ama periyodik tablo herzaman biryerlerde karşımıza çıkar.Üstelik çok güzel hazırlanmış.
Link.
.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20/7/2007 - İnanılmaz beyniniz

İnanılmaz beyniniz
Beyninizi patlatın.Gerçek yaşam tecrübelerinizi oyunlarla test edin.Oyunlar,illüzyonlar ve beyin fırtınaları burda.
.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/7/2007 - Beyaz karga

Corvus cinsinden olan, siyah, büyükçe kuşlara halk arasında karga deriz. En yaygın olan tür ise Corvux Corax‘tır. Corvus cinsi kuşların kökenleri ilginçtir ki Avusturalya’ya dayanır, ve yine gariptir ki kuşlar arasında en yüksek Avian IQ’ya sahip olan cinstir (Avian IQ: Kuşların IQ’sunu ölçmeye yönelik bir method). Ama gelin görünkü bu kısa karga bilgisinden sonra bu haber olayı biraz değiştirecek.
. . . Beyaz karga bulundu.Üstelik mavi gözlü.
Sally Rowley söylediklerine göre uçmayan bu kargalara Tic, Tac veToe,adını vermişler.Elma yemeyi çok seviyorlar.
Bu arada ufak bir not düşeyim.Halk arasında çok konuşulan kargaların yaşam süreleri ile ilgili söylentiler dolaşır.Bu süre 50 yılla 400 yıl arasında değişir.Ancak doğada saptanan en uzun yaşayan karga 13 yıl 4 ay yaşamıştır.İnsan kontrolünde ise en uzun süre 44 yıl olmuştur.İddalarınıza bundan sonra dikkatli girin derim :)
.
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
yaşamdan notlar
Kategoriler
Arkadaşlarım
• blackmaster • bizimisler • bizimada • erdaltekin • teknolojihaber • dilsizmutercim • remlae • koookle • axxetr • cincinsfikirli • goblenignesi • bilimhaberleri • alternatifblog • sunnycamehome
|